Köşeye başlamadan önce Doğu Trakya kavramını çok hafif aralayayım.

Doğru Trakya diye seslenirken aslında bunu Doğu Tekirdağ olarak da adlandırabiliriz. Bu ismi koyarken de isim babası çok şükür ben değilim.

Bu ismin babası, yıllarca Çerkezköy ve Kapaklı'yı dolaylı yönden de Saray'ı yok sayan Batı Tekirdağ'ın büyük abileri.

...

O unutulmaz hikayeyi bilirsiniz; bir tarafta konağın tüm ağır işlerini sırtlanan, sabahın ilk ışıklarından gece yarılarına kadar çalışan ama sıra hak etmeye ve temsil edilmeye geldiğinde hep gölgede bırakılan bir Kül Kedisi hikâyesi…

Tekirdağ’ın sosyo-ekonomik haritasına baktığımızda Çerkezköy, Kapaklı ve Saray hattının yaşadığı durum tam olarak bu tablonun somut bir karşılığıdır.

Tekirdağ siyaseti ve bürokrasisi yıllarca Süleymanpaşa ve Çorlu eksenli bir teraziye oturtuldu.Yükü çeken, alın terini döken, sanayisi ve ticaret ağıyla kentin bütün mali hamallığını üstlenen taraf ise hep "Doğu Trakya" tarafı oldu. Üretimin, istihdamın ve katma değerin merkezi biziz; fakat kararların alındığı, kaynakların dağıtıldığı masalarda sesimiz hep kısıktı.

Neyse ki bu kronik dengesizlik artık kırılma noktasına geldi gibi. Kaybolan cam ayakkabıyı kapı kapı gezip doğru ayağa giydiren bir irade belirdi sanki.

Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ın Ak Parti saflarına geçişi bu bölgenin yıllardır biriken temsil yetimliği için tarihi bir fırsat penceresi açtı gibi doğrusu. Zira hepimiz ister kabul edelim ister kabul etmeyelim bölgemizde bir Vahap Akay gerçeği var. Ve bu gerçek hiç azımsanmayacak kadar güçlü. Hal böyle iken merkez hükümetin desteği ve Vahap Akay ın kimine göre inatçı kimine göre güçlü duruşu bu bölgeye bir söz hakkı kazandırdı gibi görünüyor. Öte yandan Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Çetin’in iş dünyasının ve üreticinin gözündeki güçlü ve kararlı yükselişi de bölgemizin söz sahibi olmasında güçlü bir etken. Belki ilk kez bilhassa Çerkezköy "lobisi" daha güçlü bir vizyona sahip oldu gibi.

Ancak merkezi hükümetin imkânları ve yerel potansiyelin doğru yönetimiyle arkamıza aldığımız bu rüzgâr, "Doğu Trakya" için kuru bir temenni olmaktan çıkıp somut bir dönüşüme evrilmek zorunda.

İşte bu dönüşümün gerçek anlamda hayat bulması ve söylemlerin altının dolması için sandık önüne geldiğinde laftan öte adımlar atılmalıdır. Seçim dönemlerinde verilen vaatler hızlı bir şekilde yerine getirilmelidir. Özellikle kentimizin en önemli sorunları hakkındaki vaatler.

Velhasıl bu bölgenin artık siyasetin "üvey evladı" olmadığını kanıtlamanın yolu net: Önümüzdeki ilk genel seçimde, siyasi partilerin Tekirdağ milletvekili aday listelerinde ilk üç sıranın en az birinde Çerkezköy’den bir isim yer almalıdır. Dördüncü sıra ise şüphesiz bu yükü omuzlayan Kapaklı’ya ayrılmalıdır. Yani demem o ki ilk dörtte kesinlikle Çerkezköy ve Kapaklı olmalıdır. Bu durum sadece Ak Parti için değil. Tüm partiler adaylık listesini bu gerçeği dikkate alarak yapmalıdır. Çünkü bölgemizin üretimi kadar siyasi temsil yetkisi de bu topraklarda şekillenmediği sürece "Doğu Trakya’nın" hakkı teslim edilmiş sayılmaz.

Çerkezköy, Kapaklı ve Saray hattı artık köşesinde yeşermeye çalışan mahzun bir tomurcuk değil; gücünün farkında olan, temsil edilmek ve hakkını almak isteyen dev bir sanayi merkezidir. Bu iradenin arkasında durmak, Trakya’nın geleceğine sahip çıkmaktır.

"Batı Trakya'daki" büyüklerime de saygılarımla...