Türkiye ekonomisine yön veren bölge, siyasetin ve bürokrasinin gölgesinde kalmamalı
Tekirdağ denildiğinde akla yalnızca Süleymanpaşa gelmemeli. Çünkü bu şehrin ekonomik yükünü omuzlayan, üretimiyle Türkiye ekonomisine güç veren, sanayisiyle istihdam yaratan ve her geçen gün büyüyen çok önemli bir bölgesi var: Çerkezköy, Kapaklı ve Saray…
Nüfus artışı, yoğun göç, sanayi yatırımları ve üretim kapasitesiyle öne çıkan bu bölge, Tekirdağ’ın geleceğinde belirleyici bir konuma sahip. Ancak iş siyasete, bürokrasiye ve Ankara’da temsil edilmeye geldiğinde aynı gücü görebiliyor muyuz?
Ne yazık ki bu soruya gönül rahatlığıyla “Evet” diyemiyoruz.
Ekonomide güçlü, siyasette ve bürokrasi de neden zayıf?
Çerkezköy ve Kapaklı, Türkiye’nin üretim merkezleri arasında yer alıyor. Fabrikalarıyla, işçileriyle, girişimcileriyle ve her gün büyüyen ekonomik potansiyeliyle ülkeye değer katıyor. Ancak bu büyümenin beraberinde getirdiği sorunların çözümünde, bölgenin siyasi ağırlığının da aynı oranda hissedilmesi gerekiyor.
Altyapıdan ulaşıma, eğitimden sağlığa, sanayi yatırımlarından çevre sorunlarına kadar pek çok konuda Ankara’nın desteğine ihtiyaç duyuluyor.
Peki, bu bölgenin sesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ne kadar güçlü çıkıyor?
Tekirdağ’ın milletvekili dağılımına ve geçmiş seçim dönemlerine baktığımızda, merkez ilçenin siyasi ağırlığının belirgin biçimde öne çıktığı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çorlu da zaman zaman milletvekili çıkarmış olsa da Çerkezköy, Kapaklı ve Saray’ın nüfusu, üretim gücü ve ekonomik katkısıyla orantılı bir siyasi temsile sahip olup olmadığı ciddi biçimde tartışılmalı.
Ekonominin yükünü taşıyan bölge, siyasetin karar mekanizmalarında da hak ettiği ağırlığı hissetmeli.
Süleymanpaşa’nın gölgesinde kalmak zorunda değiliz
Burada mesele Süleymanpaşa’yı küçümsemek ya da Tekirdağ’ın ilçelerini birbirine karşı konumlandırmak değil. Süleymanpaşa bu şehrin merkezidir; elbette önemli bir idari ve siyasi konuma sahiptir.
Ancak merkez ilçe olmak, diğer ilçelerin sürekli ikinci planda kalmasını gerektirmez.
Tekirdağ bir bütündür. Bu bütünün içinde Çerkezköy’ün de Kapaklı’nın da Saray’ın da hakkı vardır.
Bürokrasinin merkezde yoğunlaşması, siyasi ilişkilerin yine aynı eksende şekillenmesi ve karar alma süreçlerinde üretim bölgelerinin yeterince temsil edilmediği yönündeki algı artık değişmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir milletvekilinin hangi ilçeden seçildiği değildir. Mesele, bölgenin sorunlarını bilen, burada yaşayan insanın derdini anlayan ve çözüm için Ankara’da kararlılıkla mücadele eden isimlerin varlığıdır.
8 milletvekili var, peki bölgenin sesi ne kadar duyuluyor?
Tekirdağ’ın 8 milletvekili bulunuyor. Bu isimlerin elbette kentin tamamına karşı sorumluluğu var. Ancak Çerkezköy’de yaşayan vatandaşın aklında şu soruların bulunması da son derece doğal:
Milletvekillerimiz Çerkezköy’ün sorunlarını ne kadar yakından takip ediyor? Kapaklı’nın hızla artan nüfusunun ortaya çıkardığı ihtiyaçlar için hangi girişimlerde bulunuyorlar? Saray’ın beklentileri Ankara’da ne ölçüde karşılık buluyor?
Bölge halkı, kendisini temsil eden isimleri yalnızca seçim dönemlerinde değil, ihtiyaç duyduğu her an yanında görmek istiyor.
Bir milletvekilinin görevi yalnızca Meclis’te bulunmak değildir. Şehrinin sorunlarını gündeme taşımak, ilgili bakanlıkların kapısını aşındırmak, yatırımların takipçisi olmak ve vatandaşın talebini güçlü biçimde savunmaktır.
Çerkezköy, Kapaklı ve Saray halkı da tam olarak bunu bekliyor.
Çerkezköy ve Kapaklı, yalnızca seçim kazanmak için hatırlanan ilçeler olmamalı. Bu bölgenin ihtiyaçları, beklentileri ve öncelikleri siyasi kararların şekillenmesinde daha güçlü biçimde yer almalı.
Belediye başkanları ve iş dünyası güç birliği yapmalı
Artık bu konuda ortak bir iradeye ihtiyaç var.
Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, Kapaklı Belediye Başkanı Mustafa Çetin, Saray Belediye Başkanı Abdül Taşyasan ve Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Çetin başta olmak üzere bölgenin yöneticileri ve iş dünyasının temsilcileri bir araya gelmeli.
Bu isimlerin siyasi görüşleri farklı olabilir. Ancak söz konusu Çerkezköy, Kapaklı ve Saray’ın geleceği olduğunda ortak hedefler etrafında buluşmak mümkün olmalı.
Bölgenin öncelikli sorunları belirlenmeli, Ankara’dan beklenen yatırımlar somutlaştırılmalı, bakanlıklar ve ilgili kurumlarla ortak temaslar yürütülmeli.
Bununla birlikte, yalnızca bugünün sorunlarını çözmeye yönelik değil, gelecekteki siyasi temsil gücünü artırmaya yönelik de bir çalışma başlatılmalı.
Çünkü ekonomik güç, doğru bir siyasi iradeyle desteklenmediğinde potansiyelinin tamamını ortaya koyamaz.
Hedef bir milletvekili mi, iki milletvekili mi?
Bence artık bu soruyu açıkça konuşmanın zamanı geldi.
Çerkezköy, Kapaklı ve Saray’ın ortak meselelerini sahiplenen, bölgenin ekonomik ve sosyal yapısını bilen, vatandaşın beklentilerini Meclis’e taşıyacak bir milletvekiline ihtiyacımız var.
Neden iki milletvekili olmasın?
Elbette milletvekili sayısı seçim çevresindeki nüfus, yürürlükteki seçim sistemi, partilerin aday tercihleri ve seçmen iradesiyle şekillenir. Hiçbir ilçe tek başına böyle bir sonucu garanti edemez. Ancak bölgenin ortak hedefler belirlemesi, güçlü adaylar yetiştirmesi ve siyasi temsil konusunda kararlı davranması mümkündür.
Burada önemli olan, adayın hangi partiden olduğu değil, bu bölgenin sorunlarını ne kadar sahiplendiğidir.
Çerkezköy’ün, Kapaklı’nın ve Saray’ın sesi olacak; sanayicinin sorunlarını, işçinin beklentilerini, esnafın sıkıntılarını ve vatandaşın taleplerini Ankara’ya taşıyacak bir temsilciye ihtiyaç var.
Bölgenin milletvekili, seçimden seçime gördüğümüz değil, ihtiyaç duyduğumuzda ulaşabildiğimiz bir isim olmalı.
Artık kendi gücümüzün farkına varmalıyız
Çerkezköy ve Kapaklı her geçen gün büyüyor. Saray da bu bölgesel bütünün önemli bir parçası. Bu ilçeler yalnızca Tekirdağ’ın değil, Türkiye’nin üretim ve istihdam geleceğinin de önemli merkezleri arasında.
Böylesine büyük bir ekonomik potansiyele sahip bölgenin siyasi temsil meselesini daha fazla ertelememesi gerekiyor.
Süleymanpaşa ile rekabet etmek zorunda değiliz; ancak Süleymanpaşa’nın gölgesinde kalmayı da kabullenmek zorunda değiliz.
İhtiyacımız olan şey ayrışma değil, adil temsil. Kutuplaşma değil, ortak akıl. Sadece seçim dönemlerinde verilen sözler değil, yıllara yayılan kararlı bir mücadele.
Çerkezköy’ün, Kapaklı’nın ve Saray’ın yöneticileri, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşları aynı hedef etrafında buluşmalı.
Çünkü bu bölge yalnızca üretiyor, istihdam yaratıyor ve büyüyor diye anılmamalı; karar veren, söz sahibi olan ve geleceğini şekillendiren bir bölge hâline de gelmeli.
Artık mesele yalnızca bir milletvekili çıkarmak değil. Mesele, yıllardır büyüyen bu bölgenin hak ettiği siyasi ağırlığı kazanmasıdır.
Ve artık şu soruyu hep birlikte sormalıyız:
Türkiye ekonomisine yön veren Çerkezköy, Kapaklı ve Saray’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendisini güçlü biçimde temsil edecek bir sesi olmayacak mı?
Bence artık olmalı.
Hem ilk seçimde...
Kalın sağlıcakla...