'Ben de yetiştim ama benden önceki büyüklerim şüphesiz daha iyi bilir. Bir dönem "bizimkiler" dizisi vardı. Bir apartman ve apartmanda yaşayan benzemezlerin hikayesini aldatan bir aile dizisiydi. Teşhircilikten uzak bir aile dizisi. Köşe yazımın konusu ne olsun diye düşünürken bu dizinin bir kısa videosu geldi sosyal medyada karşıma. Yani; velhasıl bir mesaj oldu.'

...

Dışarıdan bakıldığında Türkiye’nin üretim lokomotifi, parlayan yıldızı... Ama içine girdiğinizde, 10 farklı odasından 10 farklı sesin yükseldiği, yorgun bir yapı:

Çerkezköy Apartmanı.

Bu bina sadece betondan değil; vardiya çıkışlarındaki yorgunluktan, genzi yakan o kimyasal kokusundan ve bitmek bilmeyen bir göç dalgasından inşa edildi.

Göç dalgası derken bu şikayet olarak algılanmasın aman ha!

...

Giriş ve Hol: Gazi Mustafa Kemal Paşa (GMKP)

Binanın giriş kapısı burasıdır. Herkesin yolu buradan geçer, vitrin burasıdır. Bankalar, dükkanlar, ışıklar...

Ama giriş o kadar kalabalık ki, içeri girmek bir dert, çıkmak ayrı bir dert. Trafik keşmekeşi bu katın rutubeti olmuş durumda.

Vitrin süslü ama kapı önü süpürülmüyor.

...

Salon: Gazi Osman Paşa (GOP)

Apartmanın misafirlerini ağırladığı, en köklü ve oturmuş salonu. Şehrin sosyal hayatının nabzı burada atar. Ancak bu salon artık çok kalabalık. Eski huzuru, sanayinin gürültüsü ve bitmek bilmeyen insan trafiği tarafından yutulmuş durumda.

...

Mutfak ve Enerji Odası: Kızılpınar

Binanın mutfağı burası!

Tencerenin kaynadığı, işçi ordusunun dinlendiği yer. Ama mutfağın tavanı akıyor, yolları çamur içinde.

Binayı besleyen bu oda, ne yazık ki en çok "ihmal edilen" yer. Mutfaktakiler yorgun, mutfaktakiler hizmet bekliyor.

Burası bir yatakhane değil, bir yaşam alanı olmayı hak ediyor. Hemen hemen her dönem hizmet bekleyen bir mahallemizdir burası.

...

Binanın Arka Bahçesi: Bağlık

Hala mahalle sıcaklığının tüttüğü ama apartman yönetiminin "görmezden geldiği" o arka oda. Altyapı sorunları ve güvenlik endişeleri, bu odayı binanın geri kalanından koparıyor. Bağlık, bu apartmanın "üvey evladı" muamelesi görmekten yoruldu. Aslında bu bahçe kendi içinde ikiye bölünmüş durumda. Köprünün sağı ve solu olmak üzere. Koskoca bir mahalleyi adeta bir bıçak gibi ortadan ikiye ayıran otoban ve adeta bir fermuar gibi bu kopan iki parçayı birbirine bağlayan köprü. Hal böyle olunca tam da şairin "yaprak döker bir yanımız. Bir yanımız bahar bahçe" diye tasvir ettiği yerdir belki de.

...

Tavan Arası ve Depo: Kumlu Geçit

Binanın en kıyıda köşede kalmış, unutulmuş odası. Herkesin bildiği ama kimsenin uğramadığı bir yer gibi. Yatırımların ucu buraya bir türlü dokunmuyor. Tozlu raflar gibi bekleyen yolları ve çevre düzenlemesiyle adeta "Sıra bize ne zaman gelecek?" diye soruyor.

Çocuk Odası: Fatih Mahallesi

Binanın en genç, en hareketli odası. Okulların toplandığı, geleceğin büyüdüğü yer. Ama bu odanın aydınlatması çok zayıf, ulaşım hastalıklı, sosyal donatı yok desen yeridir.

...

Yan Daire ve Misafirhane: Fevzipaşa

Yan mahallelerine bitişik, onlarla iç içe ama kendi içinde sessiz kalmaya çalışan bir oda. Şehir merkezinin gürültüsünden nasibini alırken, altyapı yükünü en çok sırtlanan ama en az konuşulan yerlerden biri.

...

Teras Katı: Cumhuriyet Mahallesi (Tepe)

Apartmanın en havadar, en yüksek ve en izole yeri. Aşağıdaki sanayi dumanından ve trafikten kaçmak isteyenlerin sığındığı "steril" alan. Ama unutmayın; binanın temeli sallanırsa, terastaki huzur da sadece bir illüzyondan ibarettir.

...

Binanın temeli: Veliköy

Binanın üzerine kurulduğu o devasa beton blok. Sanayinin tam kalbi. Para burada kazanılıyor, çarklar burada dönüyor. Ama bu temel, binanın suyunu çekiyor, toprağını yoruyor. Veliköy, sadece bir "sanayi alanı" olarak görülmemeli; orada yaşayan insanların da nefes alabileceği bir çevreye ihtiyacı var.

...

İşte böyle burası. Bir Çerkezköy Apartmanı' tasviri ile dert anlatmaya çalıştım. Hal böyle iken apartman sakinlerine ve de en önemlisi apartman yönetimine bir not bırakmadan yazımı sonlandırmak istemiyorum.

Not:

Bu bina, sadece 8 saatlik vardiyaların yaşandığı bir iş hanı değildir. Burası, çocukların büyüdüğü, insanların yaşlandığı bir yuvadır.

Sanayi bu binanın yakıtıdır ama dumanıyla bizi boğmamalıdır.

Kızılpınar'ın çamuru, Tepe'nin temizliğini kirletir. Temiz kılınması Kızılpınar'ın da hakkıdır.

Bağlık'ın karanlığı, Çarşının ışığını söndürür.

Eğer bu mahalleler el ele vermezse, apartman yönetimi her odaya eşit adaletle yaklaşmazsa; bu bina modern bir kent değil, sadece bacası tüten dev bir şantiye olarak kalacaktır.

Son olarak demem o ki; biz Çerkezköylüyüz; aynı çatının altındayız, aynı havayı soluyoruz. Ya binayı hep birlikte güzelleştireceğiz ya da bu düzensizlikte hep birlikte yorulacağız.