Rahmetli Osman Sınav'ın bir dizisi vardı. Nezih bir aile dizi. "Ekmek Teknesi"...
Dizide Nusret Baba karakteri Gamsız Celal'e kızmıştır. Ve Gamsız Celal kendisini affettirmek için Nusret Babanın ekmek teknesine gelir.
"Baba beni gerçekten affettin mi baba?" Diyerek konuşmaya başlar.
Devamında "Baba beni ezme,yıkma beni. Bana bir şey emret emrini yerine getireyim arzular şelale" der. Emri alır yola koyulur.
...
Gel gelelim konumuza. Seçim döneminde tüm adaylar Gamsız Celal gibidir. Her kimi görse "emret arzular şelale" diyerek dilek,istek, temenni bölümlerini kefesine doldurur. Bunlar karşılığında da vaatlerini sunar. Seçmenin karşısına çıkar. Ardından seçim kazanılır.
Sonra mı?
Aslında hepimiz biliyoruz sonrasını.
...
İşte, "Söylemesi kolay, yapması zor." olan o şey tekrar Tekirdağ'ın sokaklarında dolaşmaya başladı.
Yerel seçim döneminde meydanlarda yankılanan o iddialı sözü hepimiz hatırlıyoruz.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, vatandaşın belini büken su faturaları için net bir taahhütte bulunmuştu:
"Su fiyatlarını %50 indireceğiz."
Ancak gelinen noktada Tekirdağlılar, özellikle de bu yükü en ağır hisseden Çerkezköy halkı, yani bizler indirim beklerken art arda gelen zamlarla ve "su bitti" açıklamalarıyla sarsılmış durumdayız.
Özellikle Çerkezköy özelinde durum tam bir ironi barındırmakta.
Türkiye'nin dev sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yapan, ekonominin can damarı olan bir ilçede; vatandaşın musluğundan akan suyun hem "yok" denilmesi hem de "en pahalı" kategorisine girmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
Sayın Yüceer şimdi diyor ki: "Çerkezköy ve Kapaklı hattında yeraltı suları kritik seviyede"
Peki, sormazlar mı?
Çerkezköy’ün yeraltı su haritası seçimden sonra mı çizildi? Bu bölgedeki kuyuların her yıl daha derine indiği, suyun niteliğinin bozulduğu ve sanayinin su talebi yıllardır raporlanan bir gerçek değil miydi?
Onca yıl bölgede vekillik yapmış birinin bunları belediye başkanı iken dile getirmesi sizce ne kadar uygun?
Daha da önemlisi;
Adaylık döneminde söz verirken bu fabrikalar orada değil miydi?
Susuzluk seviyesinin sıkıntısı bilinmiyor muydu?
Eğer bir araştırma yapılmayarak %50indirim vaadi verildiyse inanın büyük fecaat. Lakin araştırılıp tüm bunlar bilinmesine rağmen yine o vaat veriliyorsa bu da düpedüz popülizm girdabında halkını kandırmaktır.
...
Araştırmalar ve TESKİ verileri gösteriyor ki; Tekirdağ’da suyun %80-%90’ı yeraltından elektrik gücüyle çıkarılıyor. Çerkezköy
gibi sanayi bölgelerinde su seviyesi düştükçe, pompalama maliyeti (elektrik faturası) katlanıyor.
TESKİ’nin mali yapısı bu kadar bozukken ve enerji maliyetleri ortadayken verilen %50 indirim sözü, teknik ve ekonomik gerçeklerle değil, tamamen "oy hesabı" ile yapılmış bir vaat gibi durmaktadır.
Şimdi ise bu planlama hatasının bedeli, Türkiye’nin en yoğun işçi nüfusuna sahip ilçelerinden biri olan Çerkezköy’deki emekçinin faturasına yansıtılıyor.
Üstüne üstlük suyun ucuz olduğunu deklare ederek bu durum yaşanıyor.
...
Biz diyoruz ki; syasetçi, göreve gelene kadar vaat verir; göreve geldikten sonra ise o vaatleri nasıl yapamadığının mazeretini değil, çözümünü sunar.
Çerkezköy halkı, "fabrikalar suyu bitiriyor,gitgide susuz kalıyoruz" yahut "bilmem ne kadar derinden su çıkarabiliyoruz" gibi cümleleri bir analizciden de duyabilir. Belediye Başkanından beklenen ise; sanayi suyunun geri kazanımı ve verilen "indirim" sözünün arkasında durulmasıdır.
Velhasıl;
Tekrar dile getirmek gerekirse,bilmediğiniz bir sorun için söz verdiyseniz bu bir yönetim zafiyetidir.
Bildiğiniz halde bu sözü tutup bugün mazeret üretiyorsanız, bu bir güven zafiyetidir.
Tekirdağ ve Çerkezköy halkı mazeret değil, musluğundan akan suyun ve cebinden çıkan paranın hesabını istiyor.