Söylemezoğlu, yaptığı yazılı açıklamada şöyle devam etti: Türk bayrağı bir bez parçası değildir. O bayrak; Malazgirt’tir, Sakarya’dır, Dumlupınar’dır. O bayrak; Şırnak’ta, Hakkâri’de, Edirne’de, Kıbrıs’ta toprağa düşen evlatların kanıdır. O bayrak; bu milletin birlik yemini, bu devletin namusudur.
Bu yüzden kimse çıkıp da “kalabalık vardı”, “gerilim yüksekti”, “sınırda karışıklık oldu” gibi cümlelerle meseleyi sulandıramaz. Devlet; bahanelerle değil, kararlılıkla ayakta durur.
Bayrağın indirildiği yerde, devletin refleksi gecikirse; yarın daha fazlası yaşanır. Çünkü taviz, cesaret doğurur.
Burada sorulması gereken soru şudur: Bu cüreti kim verdi? Bu cesaret hangi boşluktan beslendi? Ve daha önemlisi: Devletin caydırıcılığı neden sınır hattında test edilme noktasına geldi? Altını kalın çizgilerle çiziyorum: Bu mesele ne Nusaybinlidir, ne Mardinlidir, ne de bölge halkıyla ilgilidir. Bu mesele; devletin sinir uçlarını ölçmeye çalışan odaklarla ilgilidir. Ve bu odaklar, geçmişte de vardı, bugün de var; yarın da olacaklar. Onları durduran tek şey ise netliktir, sertliktir, tereddütsüzlüktür. Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bayrağı indirilen bir devlet olarak anılamaz.Bu millet; bayrağı yere düşürüldüğünde susan bir millet değildir. Bu devlet; sınırda test edilen bir devlet hiç değildir. Beklenti açıktır, nettir ve tartışmasızdır: Sorumlular eksiksiz tespit edilecektir. O an orada bulunanlar kadar, bu fiile zemin hazırlayanlar da ortaya çıkarılacaktır. Hukuk, sulandırılmadan, geciktirilmeden, “aman ortalık karışmasın” anlayışına teslim edilmeden uygulanacaktır. Çünkü devlet dediğin şey; olaylardan sonra açıklama yapan değil, olaylara cesaret edilemeyecek bir ağırlıkta duran iradedir. Kimsenin şu yanılgıya kapılmasına izin verilmemelidir: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sabırlıdır; ama zayıf değildir. Soğukkanlıdır; ama tepkisiz değildir. Hukuk devletidir; ama sahipsiz değildir. Bu topraklarda bir gerçek vardır: Bayrağa uzanan el, milletin birliğine uzanmıştır. Milletin birliğine uzanan her el ise, devletin bütün kudretiyle karşılaşır. Bugün susulursa yarın konuşacak bir bayrak kalmaz. Bugün kararlılık gösterilmezse yarın egemenlik tartışılır. Ve şunu herkes bilmelidir: Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, indirilmez. İndirmeye kalkışanın karşısına ise devlet çıkar, millet çıkar, tarih çıkar. Bu mesele kapanmaz; hesabı sorulmadan kapanmaz. Bu mesele unutulmaz; ibretle sonuçlanmadan unutulmaz.