Sokak Hayvanları Sokak Çeteleri

Son zamanlarda ana haber bültenlerini izlerken, gazetelerin üçüncü sayfalarına göz atarken insanın kanı donuyor adeta.

Korkutucu olan, artan şiddet ve dozajı. Ki bundan da daha korkuncu ise bu şiddeti uygulayanların yaşları.

Henüz oyun çağında olması gereken çocukların ellerinde bıçaklar, bellerinde silahlar, dillerinde ise adeta birer suç makinesine dönüşmüş olmanın verdiği o ürpertici özgüven var.

Ürpertici güven diyorum evet.

Çünkü gördüğümüz kadarıyla hemen hemen hiçbir "suçlu" olayın pişmanlığını vs. dem vurmuyor.

Üstüne üstlük çevrelerindeki kişilerin sloganlar atarak destek olmaları da ayrı bir vahim durum.

Öncelikle ilk olarak direkt bir cümleyle düşüncemi özetleyeyim:

Sokaktaki başıboş köpekler için koparılan fırtınanın yarısı, sokaktaki başıboş çocuk çeteleri için koparılsaydı, bugün güven içinde yürürdük.

Diye düşünüyorum.

Bu cümle ilk bakışta sizlere sert gelebilir ama içinde çok acı bir gerçeği barındırıyor:

Bizler ülke olarak odak noktamızı kaybettik.

Hayvan hakları, modern bir toplumun olmazsa olmazıdır, buna şüphe yok. Ki buna itiraz da yok.

Ancak bir toplum, geleceği olarak isimlendirdiği kendi

neslinin sokaklarda suç şebekelerine meze oluşunu, çeteleşmesini ve şiddeti bir yaşam biçimi haline getirmesini "izlemekle" yetiniyorsa, orada büyük bir vicdan tutulması yahut düpedüz bir ihanetin var olduğu demektir.

Mesela bir sokak köpeği için gösterilen o muazzam kolektif refleks, neden bir köşebaşında uyuşturucuya veya suça itilen o çocuk için gösterilmiyor?

...

Neden mi bu noktaya geldik?

Çünkü sokağın kuralları, aileden ve okuldan daha baskın hale geldi. Dijital dünyanın dipsiz kuyularında "suçlu" olmayı kahramanlık sanan bir nesil türedi. Sosyal medyada,dizilerde,filmlerde düpedüz bir "çukur" oluştu. Ve bu çukura bir nesil oluk oluk akmakta.

Hukuk sistemimizdeki "çocuktur" denilerek geçiştirilen cezasızlık algısı, bu çocukları ıslah etmek yerine, suç dünyasında daha da cesaretlendirmesi ayrı bir vahim durum elbet.

Ki sonrasında ise hapishanelerimizin caydırıcı derecede yaşam şartlarının zor olmaması da elbet farklı mesele.

Bizler kesinlikle artık şunu anlamalıyız: Sokaktaki çocuk çeteleri bir asayiş meselesi olduğu kadar, bir beka meselesidir.

Ve bu mesele gitgide büyüyerek devam etmekte.

Korkarım ki çok değil 15-20 yıl sonra bazı dizi veya filmlerdeki banliyö suç merkezlerine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya gelecektir sokak ve caddelerimiz.

Eğer bugün devletin ilgili kurumları, sivil toplum kuruluşları ve bizler; enerjimizi bu çocukları sokağın karanlığından çekip

almak, onları rehabilite etmek ve o çetelerin elinden kurtarmak için harcamazsak, yarın kendi kapımızın önünde huzur bulamayacağız.

Yarın acı ocağımızda tütecektir.

...

Barınak yapmak için gösterilen çaba kadar, bu çocuklar için harcanmalı. Rehabilitasyon merkezleri kurmalı, aile denetimi sıkılaştırmalı ve "cezasızlık" zırhı acilen delinmelidir.

Aksi takdirde, kaybettiğimiz sadece "güvenli sokaklar" olmayacak; koca bir nesil olacaktır.

Son olarak demek isterim ki;

Zamanında alınmayan önlemler bazı konularda gaflet değil ihanet sebebidir.