Penguen-Gençlik-Dijital Yalnızlık-Darbe

"Viral olan penguen videosu diyerek yazıma başlamak istedim

Neden mi?

16 yıl önce çekilen bir video ve 16 yılın hiçbir yerinde bu denli gündeme düşmeyen bir video ne oldu da bir anda ülke gündemine oturdu?

Sizce de bir enteresan durum yok mu?

Yani yıllardır buzdolabında bekleyen bu video ocaktaki ateşin yanmasını bekledi de ateş yanınca mı sofraya sürüldü acaba?

Hani diyorum bir toplumsal hafızaya müdahale mi oluyor? Yoksa ben mi çok uçuk düşünüyorum

İnsanlık top yekun yalnızlığa doğru mu sürüklenmek isteniyor?

Ki zaten toplumumuza baktığımızda bu durum apaçık ortada."

...

İnternetin dipsiz kuyusundan aniden bir hayalet yükseldi: 16 yıl önce kaydedilmiş, karların arasında paytak adımlarla yürüyen o penguen videosu.

Milyonlarca insan, sanki sözleşmiş gibi aynı anda bu görüntüye kilitlendi. Peki, sormamız gereken asıl soru şu:

Bu video neden 16 yıl boyunca "uyudu" da şimdi uyandırıldı?

...

Bu konuda düşüncem odur ki; bu videonun yıllar sonra patlamasını sadece "algoritma" diyerek geçiştirmek, buzdağının sadece görünen kısmıyla ilgilenmektir.

Toplumsal hafıza, artık bireylerin değil, devasa veri merkezlerinin kontrolüne girmiş durumda.

Bugün neyi hatırlayacağımıza, dün neyi unuttuğumuza biz karar vermiyoruz.

Veremiyoruz.

Hal böyle iken ben de diyorum ki; 16 yıllık bir videonun şimdi önümüze düşürülmesi, bir nevi "dijital nostalji enjeksiyonu" olabilir.

Zihnimizdeki eski, saf ve henüz kirlenmemiş internet dönemine ait bir parça kod, bugünün karmaşasında bize bir "güvenli liman" gibi sunuluyor olabilir.

Ancak bu, masum bir hatırlatmadan ziyade, toplumsal hafızanın ne kadar kolay manipüle edilebileceğinin de sessiz bir kanıtıdır.

İşin daha karanlık yanı ise ortada:

"yalnızlığa sürüklenme" boyutu.

Ve oldukça sade, oldukça çarpıcı ve de oldukça etkili.

Öyle devasa prodüksiyonlar falan değil ha!,

Tek başına, doğanın ortasında, sessizce yürüyen bir penguen?

...

Modern insan, kalabalıklar içinde hiç olmadığı kadar yalnız.

Penguenin o uçsuz bucaksız beyazlıktaki tekil yürüyüşü, aslında her birimizin ekran başındaki izolasyonunun bir yansıması değil de nedir?

Sistem, bizi gerçek sosyal bağlardan koparıp ekranlara bağlarken, bu tarz videolarla duygusal boşluğumuzu doyurmaktadır.

"Bak, o da yalnız ama inandığı yolda" dedirterek, yalnızlığı romantize ediyor ve bizi bu duruma alıştırıyor.

...

Eğer toplumsal hafıza, 16 yıl önceki bir görüntüyle bugün yönlendirilebiliniyor ise; bu, insanlığın ortak tepki verme reflekslerinin tek bir merkezden yönetilebileceği anlamına gelir.

Bizler penguenin sevimliliğine, tek başına ama kararlı yürüyüşüne odaklanırken arka planda duygusal bir köreltme operasyonu yürüyor olabilir.

Gerçek dünyadaki trajedilere karşı nasırlaşan kalplerimiz, 16 yıllık bir videoda "anlam" arayacak kadar yorgun ve yalnız bırakılmış durumdadır. Başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki zulümlere, kadın ve çocuk ölümlerine karşı tepki veremeyen kalplerimiz,vicdanımız,gözyaşlarımız bir anda hayata dönmüş gibiler sanki.

...

Bir de şöyle düşünelim; belki de o penguen, bize gitmemiz gereken yolu değil, içine hapsolduğumuz dijital buz çölünü gösteriyordur.

Bizler bir melankoli ruhu içerisine hapsedilmiş iken bilmemiz gereken asıl şeyleri çoktan kaçırmış olabiliyoruz.

Başta ülkemiz olmak üzere güçlü ama aynı zamanda darbeler ve siyasi kırılmalar yaşayan ülkelerde müzik dizi-film sektörü sade ve sadece sanattan ibaret değildir.

Olmamıştır da.

Tüm bunlar bilhassa ülkemizde apaçık bir toplumsal ayar düğmesidir.

12 Eylül döneminde "terbiye edilmiş arabesk" ile darbeye karşı toplumda biriken Öfke ve itirazlar bir anda "arabesk" üzerindeniçe dönük melankolik bir acıya verilerek insanlar sokak yerine "bir sabahçı kahvesine" yahut dumanlı meyhanelere hapsedilmiştir.

Bir zamanlar türkülerin yasaklanması da buna örnek olarak gösterilebilir

90'lara geldiğimizde ise yine aynı mühendislik ortaya çıkmış toplumsal siyasi hafıza silinirken diğer yandan gürültülü lakin içeriksiz bir pop kültürü enjekte edilmiştir. Bu kez de toplum ve gençlik diskoteklerin janjanlı,renkli ışıklarına hapsedilmiştir...

...

Darbeler nasıl ki sokağı yasaklayıp insanı eve hapsettiyse, bugünün dijital algoritmaları da bizi ekranın o soğuk ışığına hapsediyor. O penguen videosunun arkasındaki görünmez el, aslında bize şunu söylüyor: "Dışarıdaki dünyayı unut, 16 yıl önceki o masum yalnızlığına dön ve orada kal."

Bugün bir penguen videosuyla hüzünlenen kitleler, yarın hangi melodiyle hangi yöne sürüklenecek?

Asıl korkutucu olan, müziğin ve görüntünün gücüyle rızamızın nasıl inşa edildiğidir.

Bu bakış açısı, meselenin sadece bir video değil, bir "kitle yönetimi" olduğunu çok net ortaya koyuyor.

...

Bu dijital mühendisliğin en çarpıcı ayağı ise; şüphesiz ki gençlik üzerinden yürütülen kimliksizleştirme operasyonudur.

Bugün listeleri işgal eden sanatçı isimlerine baktığımızda, karşımıza acayip isimler ve karakterler çıkıyor.

Bu isimler bir sanatçı kimliğinden çok, sanki birer yazılım sürümünü yahut bir cihazın seri numarasını andırıyor gibi.

Robotik isimlerle pazarlanan bu figürler, sanatın insani özünü boşaltıp yerine dijital bir barkod koymaktadır.

Bu ülkemize has bir durum değil elbet. Tüm dünyada aynı anda bir tuşa basılıyor ve tüm ülkelerde adeta bir mantarın türemesi gibi yahut bir robot üretim fabrikasındaki üretim bantlarında bir anda onlarca "şarkıcı" üretiliyor.

L3-L4-C5 gibi onlarca robot ismi gibi kodlanmış şarkıcı isimleri.

Bugün işte gençlerimiz adeta dört bir yandan kuşatılarak bir yalnızlığa doğru sürüklenmekte.

Caddelerde hemen hemen hep aynı görüntü.

Büyük kulaklıklar ve dinlediği mekanik şarkı içerisine hapsolmuş, duygusuz sözlerin harfleriyle hipnotize edilmiş bir gençlik.

Oluk oluk kimliksiz bir sermayeye doğru akan bir gençlik.

...

Velhasıl;

İnsanlık, kendi eliye inşa ettiği bu dijital buz çölünde, peşine takıldığı bir penguenin masumiyetine sığınarak planlı bir yalnızlığa doğru sürüklenmektedir.

Hafızası viral içeriklerle formatlanan,

Müziği mekanikleşen,

İsmi ise seri numaralarına dönüşen bir toplum, artık her türlü yönlendirmeye açık bir veri yığınına dönüşmüş demektir.

Perdenin arkasındaki elin bizi hangi frekansta ağlatıp hangi ritimle uyutacağına karar verdiği bu sahnede, asıl mesele penguenin nereye yürüdüğü değil, bizim bu yürüyüşü neden büyülenmiş gibi izlediğimizdir.

Saygılarımla.