SilverLand’ın tozlu yollarında ve yüksek kulelerinde yankılanan bu hikaye, uzak bir diyar olan Eldoria’da, geleneğin modern bürokrasiyle çarpıştığı bir dönemde geçer.
Her şey, genç ve idealist Kael’in eyaletin SilclverLand bölgesine yeni temsilci olarak atanmasıyla başladı. Önce atandı ve daha sonrasında ise çoğunluğun oyunu alarak yerini sabitlenmiş oldu.
Kael, partisini ilçede başarıya ulaştıracak yönetim listesini hazırlayıp onaya sundu.
Ve onaylandıktan sonra bir gün bölgenin kudretli figürü Milletvekili Mrs. Valerius, listeyi inceledikten sonra bir akşam vakti Kael’i aradı.
Havadan sudan geçen kısa bir sohbetin ardından Valerius, sesini alçaltarak o kritik soruyu sordu:
"Kael, hazırladığın bu yönetim listesinde kaç kişi Kuzeyli inancına mensup?"
Kael, listesini hazırlamış lakin listeyi hazırlarken listesindeki isimlerin hangi tapınağa gittiğine odaklanmamıştı.
Bu soru karşısında kısa bir şaşkınlık yaşasa da nezaketini bozmadı ve tam sayıyı öğrenip döneceğini söyledi.
Kısa bir süre sonra geri aradığında, yönetimde üç kişinin Kuzeyli inancından olduğunu bildirdi.
Ancak Mrs. Valerius’un bir sonraki sorusu, aradaki tüm nezaket köprülerini havaya uçuracak cinstendi:
"Peki, bu üç kişi hakkında Kuzey Manastırı’ndan bir görüş aldın mı? Onayları var mı?"
Bu soru Kael için bardağı taşıran son damlaydı.
Damarlarındaki kanın ısındığını hisseden genç başkan, öfkesini gizleme gereği duymadan şu cevabı verdi:
"Efendim, eğer durum buysa, listedeki diğer on yedi Güneyli arkadaşım için de Merkez Katedrali’ne gidip onay mı almam gerekiyor? Biz buraya şehri kazanabilecek bir çalışma için mi geldik yoksa ruhban sınıfına hesap vermeye mi?"
...
Telefonun ucundaki o ağır sessizlik, yıllarca sürecek bir husumetin ilk tohumu oldu.
Kael telefonu kapattığında, sadece bir konuşma bitmemiş, iki siyasi aktör arasında geri dönülemez bir savaş başlamıştı.
Yıllar devrildi ve Eldoria’da siyasi dengeler değişti.
Mrs. Valerius, tüm eyaletin bağlı olduğu şehrin Valisi olurken Kael ise halkın büyük desteğini arkasına alarak SilverLand’ın Belediye Başkanı seçildi.
Kağıt üzerinde bu iki ismin el ele verip şehri kalkındırması beklenirdi ancak o telefon konuşmasının gölgesi her projenin üzerine düştü.
Vali Valerius, Belediye Başkanı Kael’in sunduğu her projeyi "eksik evrak" bahanesiyle masasında çürüttü.
Kael ise her fırsatta Vali’yi halka şikayet ederek sert muhalefetini sürdürdü.
Sonuçta kazanan ne Kael ne de Valerius oldu.
Bu inatlaşmanın ortasında kalan SilverLand halkı, patlayan su boruları, toplanmayan çöpler ve yarım kalan yollarla baş başa kaldı.
İki yönetici kendi ideolojik ve kişisel gurur savaşlarını verirken, şehrin meydanındaki eski bir kitabede yazan "Hizmet, hakka hürmettir" sözünün üzerini tozlar kapladı. Birinin inanç üzerinden kurmaya çalıştığı tahakküm, diğerinin ise uzlaşmaz öfkesiyle birleşince, olan yine en çok o hizmete muhtaç olan sıradan insana oldu.
Sağlıcakla kalın.